Çatı

Sonbahar rüzgarının örselediği dalında kuruyakalmış bir yaprak kadar yorgundu. Bacaklarındaki titreme, dizlerini çoktan sarmış ağır ağır dizlerinden aşağı iniyordu. Ne kadar zamandır buradaydı acaba. Uykusuzluk yada yarı uykuyla geçen bunca vakit zaman kavramını da yitirmesine neden olmuştu. Kaşlarından gözlerine doğru akan ılık ve tuzlu mai istemsizce gözkapaklarını kırpıştırmasına neden oldu. İrkildi. Birden hayattaki tek amacı yada bildiğı tek şey aklına geldi. Kafasının üzerindeki tavanı iki eliyle destekleyerek yukarı doğru hafif itti. Eskimiş tozlu tavan hafifçe homurdanır gibi oldu. Mutlu muydu? Tek bildiği memnuniyet tavanı başının üzerinde sabit tutabilmekti. Ses etmedi. Ancak dizleri, dizleri eskisi gibi değildi. Hafifce çöktü, tekrar doğruldu. Çatıyı o mu inďa etmişti yoksa bir başkası mı üzerine koymuştu bilmiyordu hoş artık bunun bir önemi de yoktu. Rüzgar terini silmek istercesine yüzünü yaladı. Duvarın daha doğrusu artık yerinde olmayan ve gerçete hiç varolmamış duvarların arkasına baktı.Titreyen kolları eli ve parmaklarıyla havada tutttuğu duvarsız , payandasız bir çatı , bomboş bir çölün ortasında yapayalnızdı. Komşuları da vardı oysa ancak çölde bulunanların hepsi ıssız arazide dikilmiş fidanlar gibi sessizce kendi çatılarını tutmakla meşguldü. Dayanamadı çünkü dayanamayacak kadar dayanıksızdı. Son yaprağın ağaçtan düşmesi değil de kendini bırakması gibi bıraktı kendi üzerine çatısını. Gökyüzünü gördü, açık maviydi. Oysa söyleyecek ne çok şeyi vardı. Vardı varolmasına da Gökyüzü de öylesine maviydi ki…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s