Cimabue

Elinden gelseydi kendisini duvarda asılı tutan paslı çiviyi söker atardı. Oysa kireç duvardaki binlerce oyuktan birinde takılı kalmak zorundaydı.
Kendisini çizen ressam bir öğle yemeği karşılığında satmıştı onu oysa o tablo en iyi eseriydi. Ressam , tüm varlığını ona akıtmıştı varolusunun sessiz ifadesi kendisini onda bulmuştu. Ama ressam açtı, tüm büyük sanatkarlar gibi varolabilmenin temel şartlarını yerine getirebilmekten aciz ancak varoluşun dili olacak kadar incelmis bir ruhtu.
Binlerce göz gezinmişti tablonun üzerinde biriken toz zerreleri gibi bugüne dek ve hepsi bir yuk olmustu üzerinde. Hicbiri kendisini cizen ressam gibi bakmıyordu ona. Anlamlı değil anlam arayan gözlerdi sadece hepsi bu. Annesinin elinden tutarak zorla sürüklediği bir çocuk geçiyordu önünden. Önce umursamadı. Gözgöze geldiklerinde beklenmedik bir sey oldu. Çocuk anlamıştı. Gülumsedi, bak anne diyecek oldu. Kadın biryerlere yetismeliydi oysa, kaçırdı. Paslı civi vazifesini yerine getirmiş bir asker gibi gevşedi. Belli belirsiz bir ses duyuldu. Duvar boştu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s