Çöl ve Derviş


Kızgın çöl kumunu hızlıca adımlarken havada kalan ayağının hararetten bir nebze uzak kalması duyduğu acıyı hafifletmiyor bilakis bir dislinin parçaları gibi birbiri ardı sıra ayaklarını yumuşak zeminin yüzeyinde hareket ettiriyordu.
Uzaktaki vahaya yetişmeye çalışıyordu bir süredir. Yeşil örtünün koyu gölgesini seçer olmuştu. Izdırap dolu yürüyüşün ardından durağına ulaşip ayaklarını hurma yapraklarının yüzdüğü suda dinlendirmeye koyuldu. Arkasına yaslandı. Yolculuk onu epey hırpalamıştı. Bir deniz kenti olan Bezm’den geliyordu. Yasemin kokularının martı sesleri kariştığı şehrinden çok uzaktaydı. Yalnız insanların amacı daha yalnızlaşmaktır diye içinden geçirdi. Düşünceye dalmış sessizce dinlenirken güneşin sudaki yansımasını binbir parçaya bölen bir taşın sesiyle irkildi.
Taşın sahibine dönüp baktı. Ellili yaslarında var yada yoktu. İri gövdeli ve heybetli duruslu adam önundeki taslarla oynuyor bir yandan da onu süzüyordu. Kafasını yavaşça kaldırip gözlerini dikti. Bir çöl insanına mahsus mağara ağzına benzeyen kara gözlerini üzerine dikmişti. Bu keskin kara deliklerden çıkan iki siyah ışın gözlerinden yüreğine indi. Aklın sınırları dışında bir haber almış olsa da onu kendisine iletecek olan elçi gene kendisi idi. Bu olasılıksızlık onu ürpertti çünkü kafasında milyonlarca soru olmasına ragmen tüm cevaplar çoktan verilmisti. Sanki koca çöl ufalmış bir kum tasnesine sığmış kendisi de bu zerrenin etrafında koşarak say eder gibiydi. Zelzeleye tutulmuş bir felaketzede misali ayağa da kalkamıyor oturduğu yerde mütemadiyen sallanıyor , sallanıyordu.
Aradan ne kadar zaman geçtiğini kestiremiyordu ancak sudaki güneş yerini aya bırakmış hafif ve serin bir esinti hurma yapraklarıni dalgalandırıyordu. Heybetli golgenin ay ışığında kendisinden uzaklaştığını gördü. Ağzından “Ya” sesine benzer bir mırıldanma çıktı ancak konuşamıyordu. “Yyya” dedi ve yutkundu gölge kendisinden iyice uzaklaşmıştı.
Yüksek bir nida ile sarsıldı: “Yolun bundan sonrasını yalnız yürüyeceksin ve konuşamayacaksın. İllaki konuşmak istersen soyumuzdan gelen birileri seni bulacak.”
Ay bu garip çöl akşamına bu ana şahitlik eder gibi ışıldıyordu…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s