Niçin Yazarız

Çünkü hayat bize böyle buyurur. Hayatın en küçük yapı taşlarından kompleks canlılara kadar tüm varlıklar bilgilerini diğerlerine ve sonraki nesillere aktarır. Bazı durumlarda düşünceler dahi bir konakçı gibi varlıklarını çeşitlenerek devam ettirebilirler. Düşüncenin en saf halinin doğada varolduğunu hissediyorum. Kayısı erik ve narlar çiçek açtı, şeftaliler uyanıyor. Katı bir formun içinden olanca yumuşaklığı ve nazikliğiyle yeşillenen çiçekler. Gözlerim mucizeye tanık olurken doğanın örüntüsü içsel dünyamda tanıdık bir ev hissiyatı uyandırıyor. Ağaçlar budanırken yukarı çıkan bir kaç dal alıkonur. Çekici dal denen bu dallar ağacın köklenmesi için onu tesvik eder ki bir kaynakta ağacın, gökyüzünden gelen yang enerjisini bu yolla aldığını okumuştum. Ne kadar da biz. Bizi yukarı doğru büyümeye tesvik eden bir dalımız olmadan yeryüzüne de köklenemiyoruz. Boş bir salyangoz kabuğunu eve taşıdım bugün. Hani şu altın oranlılardan. Doğanın bir dili var , bu muhakkak. Döngülerimi tamamladım mı , yoksa salyangoz kabuğu simetrisi midir hayat ? İçimdeki boşluk bir karşı kıyı oldugunu hissettiriyor ve bu hayat çok büyük. Denizi seyretmek yeterli değil mi diğer kıyıya olan bu merak niye ? Daha yazmalı mıyım ? Ah Jules Verne! Bunlar hep senden ötürü…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s