Manas

Şeftali fidanını toprakla buluşturmak için toprağı kazdığımda gözgöze geldik. İri tombul gövdesinin üzerindeki irice kafasına yapışmış gibi duran iki adet göz. Sonunda hasmımla karşı karşıya gelmiştim. Manas kurdu. İnsan bir kurda niye manas ismini verir ki zaten. Portakal ve mandalina ağaçlarındaki kurumanın nedeni olarak mimlemiş olduğum hasmıma hiç düşünmeden küreğin sivri kısmıyla bir darbe indirdim. Bu muameleyi en son lahanalara dadanan yonca kurduna reva görmüştüm. İki adet beyazlığa bölünen bir kıvrılış belirdi. Eğer dili olsaydı çığlık atardı diye düşündüm. Onun acısını hiç umursamadan nasıl bu cinayeti işlemiştim. Muhakkak içimde bir düğmeyi kapamıştım çünkü o an hissettiğim mutlak bir öfke idi yetiştirdiğim ağacı kaybetme korkusuyla karışık. Sahiplenme arzusu ilk günah mıydı acaba? Oysa daha yeni odun kesmek için baltamı kütüğe vurduğum tok sesin ağaçları korkuttuğunu içimde hissetmiştim. İnsan sahi nedir azizim ? Bu korkunç mesafeler içimize nasıl sığıyor ? Geçmişte vurduğum av hayvanlarının bakışlarını hatırlıyorum. Hayatiyetlerini devam ettirmek için nasıl da çırpınıyorlardı. Olanca açlığıma rağmen yemeğimden vazgeçip beslediğim köpek neydi peki. Bir yanımız salkımsöğutken bir yanımız nasıl cehennem olabilir? Yada bunlar sadece birer hikaye mi? Dunyadaki biyolojik varoluş birbirini tuketerek devam eden canliların döngüsüne şahitken? Yok,yok insanda bozuk olan bir şeyler var , üretim bandından çıkan hatalı bir ürün misali… Öyle olmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s