Plak

Çocukken babamın yurtdışından getirdiği plaklardan Elvis dinlerdim. Küçük ince bir iğnenin tozlu siyah bir yuvarlakta sürtünürken çıkardığı sesler beni büyülerdi. Sonra kasetler, kalemle ileri alınabilen hani üstüne tekrar ses kaydı yapılabilen. İçerisiden çıkan naylon şerit kendi halkasında çıkartıldığında öyle uzar ve bir süre sonra birbirine dolaşırdiki içinden çıkılamaz bir hal alırdı. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin bizler biraz tozlu plaklara benziyoruz sanırım. Bir tır döngü. Gizli bir mesaj. İçten içe hep aynı ezgiyi tekrar ediyoruz. Kimse duymasa da biz duyuyoruz. Belki bir cümle belki bir tek kelime. Sadece kendimiz için kaydettiğimiz ve sadece kendimizin duyabildiği ince bir frekans. Bır hipnoz seansında ruhsal rehberimle buluşmam istenmişti. Karlı bir dağın tepesinde budist bir rahip vizyonu belirmişti gözlerimin önünde. Tuhaf… Ellerini birleştirip işaret parmaklarıyla önce gözlerimin arasını sonra kalbimi işaret etmişti hazret. Kafa ve kalp…. Her iki yanımız birleşebilir mi ? Neyzeni andım bugün. Sahi ne diyordu :

“Şu kırk yıldır senin daran alındı
Suratına yüz bin kara çalındı
Nasıl olsa bu bokluğa dalındı
Neyzenden de büyük isyanın mı var?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s